PÜLÜMÜR’ E YOLCULUK
Kale
kapısına benzer Katar Köprüsü’ nün ayakları arasında başlar
Görünmez
munis kente yolculuk
Kıvrılır
her yıl gömlek değiştiren bir yılan gibi yol
Ulu
ağaçların köklerini ve yatağını okşayarak
Akar
berrak bir dere
Fonda bir
türkü çalar yaşama
Yamaçlarda
meşe ve ceviz ağaçları giydirir çıplak doğayı
Küçük
tepeler, dereler ulaştırır büyük bir dağın doruğuna
1900
rakımlı Cankurtarana.
Gökyüzü
bütün çapkınlığıyla gösterir kendini
Rüzgar
haşin okşar insanın bedenini
Ve kışta
coşar kırbaç gibi çarpar insanın suratına
Az
ilerleyince beyaz renkli modern evler gözükür
Küçük bir
düzlüğün üzerinde .
Yol
ilerledikçe sanki uzaklaşır gözden beyaz evler
Ya bir
küçük sürü çobanı ya kahırlı bir ihtiyar
Rastlar
yolun kıyısında ıssızlığa inat
Ağaçlar
terk eder yavaş yavaş yolculuğu
Kuzey
yamaçlarda toprak hüznünü gösterir kırıklarıyla
Bozkır
olunca renksizliğiyle isyan eder sanki
Güney
yamaçlar yeşilliğiyle kıskandırır kuzeyi
Yol vadiye
ulaşır süratlenir Hacı’ nın motorlu kıratı
Yusuf
ağada çakırkeyiflere tozuyla selam ileterek....
Bir
panzer, küçük kulübe ve kocaman bir kereste dükkanı karşılar
Beyaz
sofalı evler yüksekten bakar sallanarak
İki kat
taş duvarlı bina
Aydınlığın
anıtı gibi belirir renkli minik suratların eşliğinde
Kendini
tepelerden bir yaz gibi saklayan kent gözükür nihayet.
Sol
yamaçta gömüt, güneşin ilk ışıklarına merhaba diyen
Hafif
tatlı bir yol
Sağlı
sollu dükkanlar
Her
dükkanın önünde iskemlede oturanların meraklı bakışları
Kahvede
masaya yumulmuş insanlar
Küçük “
Güzel” adamın hoparlöründen seslenen kozmopolit müzik
Sağlı
sollu paketlenmiş taksi vazifeli arabalar
Umarsızca
dolanan birkaç sahipsiz köpek
Telaşla
alışveriş yapan şapkalı bir köylü
Top
sektiren birkaç çocuk
Ve ekmek
taşıyan kız çocukları
Belediye
önünde dik bıyıklarını sergileyen yaşlı adam
Kahvelerden galiplerin dalga geçen havalı konuşmaları
Salkım
söğütlü parkta çayını yudumlayan insanlar
En güzel
sohbetleri yol boyunda yapan gençler.....
Ve yalçın
coğrafya kendini munisçe sergileyen kent...
Arapkızı
küskündür yan yan bakar suratını ekşiterek
Düldül
ayağı halinden memnun ağırlar ziyaretçilerini
Az ötede,
sahipsizliğini sergiler kamburuyla Hanım Köprüsü
Anadolu
kadının yıllanmış çilesini anlatır sanki
Ve hemen
yanı başında kadehi kaldırır erkekler
Hanım
Köprüsüne direnişine karşı kaya dibinde
Üstten
Gelin Odaları bakar bu ikileme yorum yapmadan
Pülümür’
ün Yaşsız Kadını anlatır en iyi yörenin yüreğini
O yürek
Pülümür’ e aşık eder.
Arılar
vızıldaşır her renk çiçeğe bir böcek konar
Tarihin
küskünlüğüne rağmen
Doğa
barışık ve canlıdır
Çağırır
insanı yeniden yaşama
Sevgi
türküleri gelir dile
Az ileride
bir tabela iki sözcükle anlatır sonu
Güle
güle......
Rıza ÖKTEM |