Ana Sayfa Fotoğraf Albümü Linkler Forum Ziyaretçi Defterinden
Siteden çıkarken lütfen lütfen reklamları tıklayalım. Hizmetin devamı için.
  Ana Sayfa
   Dersim
   Projeler
   Güncel
   Basından
   Derneğimizden


  Ana Menü
  Kent Rehberi





  Reklam


Fotoğraf Albümü  
Tunceli

Anket  
Bir Pülümür'lü olarak , Pülümür için birşeyler yaptınızmı ?
Evet
Hayır

Piyasalar  
-- Şu anda aktif değil --

Hava Durumu  
ADANA DİYARBAKIR ERZURUM
ANKARA İSTANBUL İZMİR

Gelenek Görenekler

>Gelenek Görenekler

MİLLİ GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ


 

 1. Sosyal Yaşantı: İlçede iş imkanlarının az olması nedeniyle halkın çoğunluğunun sürekli ilçe dışına büyük şehirlere ve yurt dışına göç etmektedir. İlçemizde 1992 yılında meydana gelen deprem ve akabindeki terör olayları halkın %60-70' ini göçe zorlamıştır. Göç neticesinde nüfus azlığından dolayı uzun bir süre köylere ve ilçe merkezine geri dönüş olmadığından mevcut altyapının tahrip olduğu görülmüştür. Yerleşime açık olan 49 köye tekrar geri dönüşün sağlanması yol , su , elektrik , telefon, altyapı ve en önemlisi konut sorunun giderilmesi halinde gerçekleşecektir.

İlçemiz halkı örf ve adetlerine bağlılığı ile birlikte sosyal yaşantıyı benimseyen ve dışarı ile sürekli iletişimi olan , oluşabilecek her türlü sosyal ve kültürel alanda olumlu yönde değişime açık olan bir toplumdur. İlçenin her türlü tüketim ve gıda malzemesi genellikle Erzincan ilinden karşılanmaktadır.

İlçemizde eskiden var olan ağalık ve dedelik gibi kurumlar günümüzde varlığını yitirmiş ve yeni gençliğin girişimleriyle eğitim ve kültür düzeyinin artması ile birlikte aşiretçilik olayı önemini yitirmiştir.

2. Düğün : Evlenme çağına gelen çocuğun anne ve babası çocuğa münasip buldukları bir kızı istemek için anlaşmaya vardıktan sonra , annesi çocuğuna durumu bildirerek onun rızasını alır.Kızın ailesi de bu duruma rıza gösterdikten sonra nişan hazırlıklarına başlanılır.Nişan hazırlıkları yapmadan önce kız evine haber verilerek nişan günü önceden kararlaştırılır.

Nişana damadın babası ve birkaç sözü geçen hatırı sayılır kimselerle gidilir. Kız tarafının evine gelindikten sonra münasip bir zamanda kızın babasına bir kürsü (Murat kürsüsü) verilir. Karşılıklı olarak gönül okşayıcı sözlerle konuşmaya başlanır. Konuşma, nişan meselesine getirilerek Allah' ın emri ile kız, oğlana istenir. Kızın ailesi teklifi kabul ettikten sonra , kız ailesinin istediği şartlar olan başlık meselesine geçilir. Alınacak olan başlık parası ile kıza çeyiz alınır, evlenme masrafları karşılanır. Söz kesiminde hazır bulunan hatırı sayılır kimseler başlık konusunda oğlan babasının maddi durumunu da dikkate alarak her iki aileyi anlaştırmaya çalışırlar. Şayet anlaşma sağlanamazsa kız evinin hazırlamış olduğu yemek yenmeden dönülür. Bu durum kız babasını protesto etmek anlamındadır. Anlaşma sağlandığı takdirde , düğün gününe bir kaç gün kala kız evine tekrar bir haberci gönderilerek düğüne mani bir hal olup olmadığı sorulur (Yakın akraba ölümleri durumunda düğünler ertelenir). Mani bir hal yoksa davetiyeler dağıtılarak düğün günü duyurulur. Düğün gününde gelen davetliler , davul zurna eşliğinde ev sahipleri ile birlikte karşılanır. Davetliler düğüne bazı hediyeler de getirirler.

Düğün gecesi çalgı eşliğinde oyun ve eğlencelerle neşe içerisinde geçirilir. Akşam yemeğinden sonra seçilen görevliler , kızın çeyizini sayarak listesini yaparlar. Bundan sonra seçilmiş olan diğer görevliler kınayı hazırlayarak bir tabağa koyar ve etrafında mumlar yakarak dizerler. Hazırlanan bu kına tabağını bekar davetliler elden ele alarak gezdirir ve oynarlar(raks ederler). Daha sonra kına , gelin ve damadın ellerine sürülür, nikah kıyılır. Düğünün biteceği sabah , gelin süslü bir ata bindirilerek civarda gezdirilir. Gezi tamamlandıktan sonra , gelini damadın evine getiren kafile kapının önünde durur. Bu arada damat ile sağdıcı(musayip) muhafızlar eşliğinde dışarı çıkarılır. Önde sağdıç arkada damat; evin damına çıkarılır. Sağdıç ,cebinden çıkaracağı elmayı üç kez öpüp anlına koyduktan sonra , damat bir adım öne çıkarak aldığı elmayı gelinin kafasına atar. Elmanın gelinin kafasına isabet etmesi, genelde arzulanan bir durumdur. Elma atımından sonra düğün sona erer.
Ancak yukarıda sözü edilen adetler ekseriyetle değişmiştir. Başlık parası yok denecek kadar azalmış , görücü usulü ile evlilik bitmiş, üç gün üç gece süren düğünler ve eğlenceler yerini üç saatlik pasta ve orkestralı , danslı eğlencelere bırakmıştır.



3.Sünnet Düğünü: Sünnete birkaç günü kala davetiyeler dağıtılır. Düğün günü, düğün yerinde davetliler çalgılarla karşılanır. O gün ve gece eğlenceler tertip edilir. Sabah kahvaltısı mümkün olduğu kadar erken verilir. Bu arada çocuklar hazırlanır Sünnetçi de bir masa veya ekmek tahtasını (Honçayı) hazırlar. Honçanın üstüne bir tepsi konularak içine sünnet takımları konur. Üzerine de yeni sünnet takımlarının altına hiç kullanılmamış bir havlu veya örtü konur. Önde sünnetçi olmak üzere davetliler kıbleye dönerek dualar edilir. Hayırlı olsun temennisiyle tepsiye para atılır. Bilahare sünnet yeri tenhalaştırılır. Yalnız sünnetçi, çocuklar (Kirveler) ve çocukların babası ile bir kişi görevli kalır. Kirve çocuğu tutar ve sünnet yapılır. Sünnet bittikten sonra görevlilere ılıtılmış su getirilerek eller yıkanır. Bu yıkanmada en üstte babasının eli sonra kirvelerin olmak üzere eller üst üste tutularak yıkanır. En üstteki ele hiç kullanılmamış bir sabun verilerek bu, elden ele aktarılır. Yıkanma biter, bilahare eller ayrı ayrı da yıkanır.

Bu şekilde el yıkama ile kirvelik bağı kurulmuş ve temiz bir aile meydana gelmiş olacaktır. Dualar okunarak yeni kurulan bu ailenin saadeti temennisinde bulunulur. Bundan sonra davetliler çocukları görür, tebrik eder ve ayrılırlar.

4. Kirvelik : Yöremizde çok muteber tutulan kirveliğe aynı zamanda Hz. Muhammed dostluğu da denilmektedir. Kirvelik kuran aileler arasında yedi sülale boyunca kız alış- verişi olmaz. Kirvelik üç nedene bağlı olarak kurulur;

a) Kötülüğü Önlemek İçin Kurulan Kirvelik: Bir ailenin diğer bir aileye bilerek veya bilmeyerek zararı dokunursa, zarar veren ailenin aile büyüğü zarar gören ailenin evine giderek onlara kirvelik teklifinde bulunur. Bu reddedilmeyecek teklifle birlikte oluşan kirvelik sayesinde geçimsizlik ve düşmanlık son bulmuş olur.

b) İhtiyaçtan Doğan Kirvelik: Mağdur ve muhtaç olan bir ailenin zengin bir aileye kirvelik teklif etmesiyle başlayan bu tür kirvelikte muhtaç durumda olan aile kötü maddi durumunu kısmen de olsa düzeltmiş olur.

c) Sevgiye Dayanan Kirvelik: Kirveliğin esasını sevgiye dayanan kirvelik bağı oluşturmaktadır. Birbirlerini çok seven iki kişinin bu sevgiyi manevi bir bağla perçinleyip daha da pekiştirerek evlatlarına intikal ettirmek için kurdukları sonsuz dostluktur. Şunu da belirtelim ki kirvelik, kişiler arasında değil aileler arasında korulun sonsuz dostluktur.

5. Doğum Adetleri : Doğumda , komşu kadınları doğumun olduğu eve giderler. Çeşitli oyunlarla hastayı sabaha kadar eğlendirmeye çalışırlar. Bundan maksat , lohusa kadını yalnız bırakmayarak albastı olayını önlemektir. Hasta başında sabahlayan kadınlara çeşitli yiyecekler verilir. Üç gün üç gece bu şekilde hastanın başından ayrılmazlar.Işıklar kapatılmaz ve hasta kesinlikle yalnız bırakılmaz. Sonraları doğum yapan kadın ziyaret edilir, çeşitli hediyeler götürülür.

Bir de çocuk diş çıkarınca diş hediği yapılıp dağıtılır. Diş hediği ; buğday ve nohut haşlamasıdır. Bundan sonra komşular da diş çıkaran çocuğun ailesine uğrar ve tebrik ederler. Çocuk yürümeye başlayınca da köstek kaçırma yapılır. Köstek kaçırmada yağlı ve yumurtalı ekmek hazırlanır. Hazırlanan bu ekmek kolayca kopabilecek bir iple çocuğun ayağına bağlanır. Çok hızlı koşan çocuk, bu ekmeği alarak kaçmaya başlar. Diğer çocuklar da ekmeği alıp kaçmaya başlayan çocuğu kovalamaya başlarlar. Kaçan çocuğu yakalamasalar da bilahare bir araya gelip kaçırılan ekmeği birlikte paylaşarak yerler. Köstek kaçırma olayında amaç , çoğun çevik ve atik olmasını istemektir.


6. Ölüm Adetleri : Pülümür' de doğum ve düğünlerde olduğu gibi ölümlerde de müthiş bir yardımlaşma ve dayanışma görülmektedir. Ölünün yıkanması ve defninden sonra yaslı aile fertleri gelen komşuların taziyelerini kabul eder; komşular da başsağlığı temennisinde bulunurlar. Ayrıca yaslı aile uzaklardan gelen komşular için yemek verir. Ölüm olayının üçüncü günü ölü helvası yapılır ve yemek verilir. Keza ölünün kırkı çıkarılırken de yine yemek verilir. Bu arada komşular yaslı aileyi yemeğe davet ederler veya evlerine yemek götürürler. Defin sırasındaki başsağlığı dileğinden ayrı olarak komşular ,yaslı ailenin evini ziyaret edip, beraberinde çay ve şeker götürerek, tekrar başsağlığı temennisinde bulunurlar.

Ölen bekar kız ve erkek ise; naaşı yıkandıktan sonra kızın eline kına sürülür,erkeğin eline de bir elma tutturulur ve öylece defin işlemi tamamlanır. Bundan maksat; ölenin muradına ermediğini ifade etmektir. Ölü yıkanıp kefenlendikten sonra naaşın üzerine ölen kişiye ait değerli eşyalar ve komşular tarafından da para atılır. Atılan bu para ve değerli eşyalar , hoca tarafından ölünün defini sırasında emeği geçenlere ve yoksul kimselere dağıtılır. Ayrıca bu para ve değerli eşyaların bir miktarını da hocanın kendisi alır. Ölüm olayından sonra ölen kişinin mezarına kar düştükten sonra mezara kazma vurulur ve mezar mermerlenir.

7- Bayram : Milli , Mahalli ve Dini Bayramlar büyük bir coşku ile kutlanır. Bayramlarda tüm genç kız ve erkekler en güzel ve yeni elbiselerini giyerler. Genç kız ve erkekler ayrı ayrı toplanarak bayramlaşmak için ev ev dolaşırlar. Büyüklerin , dost ve yakın oldukları kişilerin ellerini öperek bayramlarını kutlarlar. Köy ve mahalle meydanlarında çeşitli yarışmalar düzenlenir, çalgılar eşliğinde oyunlar oynanır.

8- Misafirlik : Yöremizde misafirlik büyük önem taşır. Misafirlere verilen yemeklerde genellikle koç ,kuzu, oğlak kesilir, söyüş yapılır. Yöresel yemekler ikram edilir.Yörenin yemeklerinden olan tandır kebabı yapılır. Komşuların aile reisleri de davet edilerek beraber yemek yenilir.


9- Akrabalık : Yöremizde akrabalık bağları çok kuvvetlidir. Akrabalar birbirlerini sever ve sayarlar.

10- Komşuluk : Komşuluk bağları da çok kuvvetlidir. Komşular arasında geçimsizlik pek olmaz. Büyük, küçük, anne, baba ve çocuk münasebetlerinde, büyükler küçüklerine çok şefkatli davranır ve severler ve küçüklerde büyüklerine karşı her zaman saygılı davranırlar. Nerede olursa olsun küçükler büyükler oturmadan asla oturmazlar. Müsaade almadan da oturmaz ve büyükler tarafından söz hakkı verilmedikçe konuşmazlar.

11- İmece, Hayır Severlik ve Yardımlaşma : İlçemiz çevresinde köy, mahalle ve komşular arasında kendi olanak ve imkanları dahilinde birbirine imece usulü ile yardım ederler.
12- Çift Sürümüne Başlama : İlkbaharda çift sürümüne başlanıldığı gün niyaz dağıtılır. Niyaz yağla yoğrularak sac altında, sac üstünde pişirilen ekmektir. Yoğrulacak olan niyazın hamurundan biraz alınarak çifte koşulacak öküzlerin alınlarına ve boynuzlarına sürülür. Bundan maksat ,yılın bütün insanlık alemi için bolluk ve bereketli geçmesini dilemektir. Daha sonra dua edilir ve çift sürümüne başlanır.

13- Koç ve Teke Katımı: Sonbahara yakın Eylül ve Ekim aylarında koç ve tekeler sürüden ayrı tutulur. Ekim ortalarında sürüye katılırlar. Bundan maksat , koyun ve keçilerin yavrulama zamanını Mart ve Nisan sonlarına sarkıtmak ve bu vesile ile de alef (hayvan yemi) sıkıntısını ortadan kaldırmak ve hayvanların doğal ortam içinde beslenmiş olmasını sağlamaktır.


14- Oğlak ve Kuzu Katımı: Oğlak ve kuzular dört - beş ay kadar ayrı olarak otlanırlar. Bu şekilde kuzular analarını emme olayını unutmuş olacaklardır. Kuzular meme emmeyecek hale gelince sürüye katılma zamanı gelmiş demektir. Kuzu ve oğlakları otlatan çocuklar evleri gezerek çeşitli yiyecekler toplar, kuzu ve oğlakları da alarak kıra çıkarlar, orada yemekler yapar , yiyip eğlenerek neşeli bir gün geçirirler. Ertesi gün, kuzu ve oğlaklar davara( sürüye) katılırlar.

15-Yöresel El Sanatları :

a) Kilim, halı, heybe, çuval, palaş ve cecim yöremizin başta gelen dokumacılık örnekleridir.
b) Kaşık, yaba, kapı , tencere ve sini altlığı ilçemiz ve köylerinde geliştirilmiş ağaç işlemeciliğinin başında yer alır.
c) İlçemiz ve çevresinde kazak, yün çorap, patik, eldiven, kuşak, başlık, atkı, dizlik ve cepken gibi örgücülük ve işlemecilik işi de yapılır.
d) El değirmeni, mezar taşı, çeşme taşı ve bina yapımında kullanılan köşe taşları ilçemizin , komşu il ve ilçelerde rağbet gören başlıca eserleridir.

16-Yöresel Yemeklerimiz :
Çok çeşitli olmakla birlikte bazılarının isimleri şunlardır:
1. Bavuko
2. Şireguld
3. Şiresaj
4. Zerefet
5. Bızıka Tava
6. Keşkek
7. Runen( Dövmeç)
8. Bızıka Dorak
9. Hasıl


 

 


Bu Kategori Başlıklar

*


Bu Kategoriye ait veya bulunduğu kategoriye diğer kategoriler

Gelenek Görenekler
Pülümür Fm  

Yayin saatleri icin tiklayin

Videolar  

Videyo izlemek için tıklayın!

BTEA Canlı Yayın Programını indirmek için tıklayın. Bilgisayarınıza indirmek için tıklayın
Online izlemek için tıklayın!


Özlü Söz  
- Dilimiz ekmegimiz ve tuzumuzdur.!

Üyelik  
Kullanıcı Adı
Şifre
--->

   Üye olmak istiyorum.
   Şifremi unuttum ?
Üyelik:
Son Üye: mirzanlı
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 513

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 1
Üye: 0
Toplam: 1

Sözlük  
Kelime

6 Dilde Sözlük



Zazaca-Türkçe Sözlük


Dernek Menü  
  Kitaplar
  Yaş Hesapla
  Hicri-Miladi-Rumi
  Gazeteler
  Forum
  Türküler
  Şiirler
  Fıkralar
  Linkler

Arama  


En çok Okunanlar  





Pülümür - -Pülümür.COM - Pulumur.COM - Pülümürlülerin Buluşma ve Bilgi Sitesi - Pülümür İlçesi Dersim Munzur Kalan
http://www.pulumur.com
Iletisim: hiverli@gmail.com

www.lizge.com

© 2006 - Bütün hakları saklıdır.

Bu site en iyi 1100 piksel çözünürlükte MS Explorer 6+ ile görüntülenebilir.
Destek : info@lizge.com    WebMaster : hiverli[at]gmail.com


0 sn içinde site açılmıştır